| by Anton | No comments

BloodRayne: Terminal Cut

Kimler oynamalı

  • Bu oyunu nostali ile hatırlayanlar
  • PlayStation 2 döneminde ortalama bir aksiyon oyunu nasıldı diye merak edenler
  • PlayStation 2 dönemi oyunları sevenler
  • Rayne ablayı sevenler

Kimler uzak durmalı

  • Ben nostalji bilmem, oyunun kalitesine bakarım diyenler
  • Zor oyun sevenler
  • Bir oyunu sevmem için gotik, seksi vampir ablalar yetmez diyenler

Kötü oyunları sevebilirsiniz arkadaşlar! Bunda yanlış bir şey yok. Kimsenin yüzüne bakmadığı oyunlardan zevk almak suç değil. Her birimizin çok sevdiği, ancak kimseyi oynamaya ikna edemediğimiz oyunlar vardır. Objektif olarak değerlendirince de gerçekten kötü olabilir bu oyunlar. Günümüz standartları ile değerlendirecek olursak PlayStation 1 ve 2 dönemi oyunların çok büyük bir kısmı epey kötü. Kötü kamera açıları, rezalet kontroller, oyunun size derdini ve ne istediğini anlatmaması gibi sorunlar 2000’lerin ortalarına kadar devam etti. Bütün bunlara karşın o dönemde çıkan, severek oynadığımız birçok oyun var. Evet, tahmin edebileceğiniz gibi BloodRayne benim için tam olarak öyle bir oyun. Oyunun Terminal Cut versiyonunda geliştiricler uyumluluk sorunlarını giderip geniş ekran desteğini eklemekten başka bir şey yapmamış. Bu ikisi haricinde oyunun 2003 yılındaki haliden bir farkı yok. Ve bence bu çok iyi bir şey.

Nostalji gözlüklerimi çıkarıp bu oyuna objektif bir göz ile bakabileceğimi zannetmiyorum. O yüzden büyük ihtimalle bu çok subjektif bir yazı olacak.

BloodRayne’i benim için değişik ve eğlenceli yapan birkaç önemli nokta var. İlki tabi ki de Rayne ablamız. İkinci nokta ise Rayne abla. Evet, yazıyı burada bırakasım var. Sanki bilmeniz gereken her şeyi anlattım gibi hissediyorum.

Neyse, diğer noktalara da değineyim. Hem kollarımıza sabitlenmiş kılıçlarımızı, hem de sağdan soldan bulduğumuz silahları kullabildiğimiz, kanın gövdeyi götürdüğü kaotik bir savaş sistemi sayesinde kendimizi durdurulamaz bir güç gibi hissediyoruz oyun boyunca. Nazi sığnağına tek başımıza girip temizleyip (!?) çıkınca cidden korkulası kadim bir yaratık hissi alıyoruz. Bunun yanına zamanı yavaşlatma yeteneği eklenince ikinci dünya savaşı öncesinde geçen, aşırı kanlı Matrix-vari bir aksiyon filminde gibi hissediyoruz. Üstümüze gelen 7-8 nazi askerinden dördünü elimizdeki silahlar ile, üçünü kılıçlarımız ile et yığınına çevirip sonucusunu kanca ile kendimize çektikten sonra kanını içip canı doldurmak cidden çok tatmin edici ve eğlenceli olabliyor.

Biraz da subjektif olmak adına eksilerden bahsedeyim. Yazının başında belirttiğim gibi, kamera ve kontrol sıkıntıları dönemin oyunlarında sıkça karşılaşılar problemler. Ne yazık ki BloodRayne bu konuda bir istisna değil. Beni çok rahatsız eden bir sorun değil bu, çünkü oyun oldukça kolay. Düşmanarın arasına dalıp saldırı butonuna abanıyoruz, ve ne olduğunu anlamadan ortalık kan gölüne dönüyor. Baktınız ölecek gibi oluyorsunuz bir düşmanın üzerine atlayıp kanını emerek canınızı doldurabilirsiniz. Bu esnada düşmanı da canlı kalkan gibi kullanabilirsiniz. Hatta çoğu zaman düşmanı döverek öldürmeye çalışmaktansa kanını emerek öldürmek daha kolay oluyor.

Kayıt sistemi de oyunun bir konsol portu olduğunu belli ediyor. Oyunu sadece bölüm aralarında kaydedebiliyoruz. Ölünce veya oyundan çıkınca bölümün başından başlamak durumundayız. Neyse ki bölümler çok uzun değil, ve ne yaptığınızı biliyorsanız çoğunu 5-10 dakikada kolayca bitirebiliyorsunuz. Tabi bu cümlenin ne yaptığınızı biliyorsanız kısımı önemli. Zira oyun çoğu zaman derdini anlatmak ile uğraşmıyor. Arada bir karşınıza açılmayan kapılar çıkıyor. Bunlardan bazılarını kırabiliyorsunuz. Dikkatli bakarsanız bazıların tahta olduğunu görebilirsiniz, ama arada bir önemli bir kapıyı kaçırabiliyorsunuz. Aynı şekilde kullanmanız gereken eşyalar da her zaman belli olmayabiliyor. Hatta bir objeyi kullanmak için ona vurmanız gerektiğini dahi söylemiyor oyun (ilk bölümdeki asansörü indirene kadar epey bir debelendim).

Oyunda hoşuma giden/gitmeyen ufak ayrıntılardan ve Rayne ablamızdan daha çok bahsedebilirim. Ama daha fazla fanboyluk yapmdan bu yazıyı bitirmeyi seçiyorum. Özetle PS2 dönemi karakter kontrolleri ile bir derdiniz yoksa, veya ortalama bir PS2 oyunu nasıldı diye merak ediyorsanız BloodRayne: Terminal Cut’a bir şans verin derim.

Leave a Reply