| by Anton | No comments

Deus Ex: Mankind Divided

Kimler oynamalı

  • Cyberpunk temasını sevenler
  • Human Revolution’ı oynamış ve sevmiş olanlar
  • Cyberpunk 2077’den beklediklerini alamayanlar
  • Aksion rol yapma oyunlarını sevenler

Kimler uzak durmalı

  • Ben öyle felsefe falan anlamam, vururum, kırarım diyenler
  • Human Revolution’ı sevmeyenler
  • Uzun yükleme sürelerini çekemeyenler
  • İllüminatiler

Mankind Divided uzun zamandır kütüphanemde duruyordu. Human Revolution’ı çok sevmeme rağmen bu oyunu nedense bir türlü oynamadım. Bu aralar Cyberpunk 2077 için çok heveslenmiş, ama incelemeleri gördükten sonra hataların düzeltilmesini beklemeye karar verdim, ve hevesim kursağımda kaldı. Cyberpunk hevesimi almak için Deus Ex’i oynamaya karar verdim. İyi ki de öyle yapmışım.

Mekanik uzuvların ve organların mümkün olduğu bir dünyada, bu teknolojilerin beraberinde getirdiği maddi ve manevi problemleri keşfetmek, olası çözümler üzerinde kafa yormak istiyorsanız sizi Deus Ex’e alalım. Hatta bu cümle ilginizi çektiyse yazıyı falan boşverip gidin alın oyunu.

Transhümanizm nedir? Makine nerede biter, insan nerede başlar? Vücutlarımızı mekanik parçalar ile değiştirebileceksek bu durum ekonomik dengeleri nasıl değiştirir? Zengin ile fakir arsındaki uçurum daha ne kadar açılabilir? İşte cyberpunk akımı bunlara benzer birçok soru ile öne çıkar. Human Revolution’ı oynarken bu sorular üzerinde epey bir kafa patlatmıştım. Dolayısı ile Mankind Divided için beklentilerim oldukça yüksekti. Mankind Divided felsefeye abisi kadar derin girmiyor. Onun yerine daha çok ırkçılık ve ayrımcılık üzerinde duruyor.

Soyduğum bankanın güvenlik görevlisi bile görmezden geliyor. Irkçılığın da bu kadarı…

Human Revolution’daki olaylar üzerinden iki yıl geçmiş, ve dünya iyice çığrından çıkmıştır. Geliştirilmiş insanlar artık iyice dışlanıyor ve ikinci sınıf insan muamelesi görüyorlar. Hatta kimilerine göre insan bile değiller. Bütün bu gerilimin sonucunda ortaya birçok radilak grup ortaya çıkmış ve sağda solda bomba patlatmaya başlıyorlar. Bize düşen görev ise bu patlamalarda sorumlu grupları bulmak oluyor. Tabi oyunun hemen başında arkada dönen çok daha büyük bir oyunun olduğunu ögreniyoruz (oyun böük yeen!). Böük oyunun tam olarak ne olduğunu anlamaya çalışırken bir yandan da karşılaştığımız insanlara yardım etmeye çalışıyoruz.

Tabi ben çok dünyadaki en hayırsever, kimseyi öldürmeyen, ve mümkünse kimseye görünmeyen bir karakter olarak oynadığım için herkese yardım ettim. Görevlerin alternatif sonlarını, kimi öldürüp kimi öldüremediğimizi bilmiyorum o yüzden. Ama görevleri yapmanın tek bir yolun olmadığını belirteyim. İster benim gibi kimseye görünmeden havalandırma borularından giderek ve saklanarak ilerleyin, isterseniz duvarları kırıp önünüze geleni vurun. Bölüm tasarımları gerçekten her oynanış tarzına uygun bir şekilde tasarlanmış.

Bölüm demişken oyunun dünyasından bahsedeyim biraz. Açık dünya oyunlarına göre Mankind Divided’ın dünyası oldukça küçük. Ancak “önemli olan boyu değil, işlevi” cümlesinin tam karşılığı. Oyunun her köşesinden bir hikaye, bir ayrıntı fışkırıyor. Gireceğiniz her bir dairenin kendine özgü bir hikayesi var. Her köşesini keşfetmeye çalışmama rağmen eminim ki kaçırdığım birçok ayrıntı vardır. Hatta bundan önce oynadığım Watch Dogs 2 ile ufak bir karşılaştırma yapayım. Watch Dogs 2’nin yaklaşık 22 km^2’lik bir alanı var. Suyu çıkarırsak 10 km^2 olsun. Deus Ex: Mankind Divided’ın ekstra görevler haricindeki bütün dünyası birkaç dar sokaktan ibaret. İki oyunu da %100 bitirmeye çalıştım. İkisinin de bütün görevlerini tamamladım. İkisinin de oyun süreleri benzer. Ancak Deus Ex oynarken bulduğum her yeni eşya, girdiğim her yeni oda bana dünya hakkında bir şeyler anlatıyor, oyunun evrenini genişletiyordu. Her birisinin bir amacı vardı. Öte yandan Watch Dogs’da 15 – 20 saatimi ortalıktan araba boyaları ve asla harcamadığım paraları toplamak ile geçirdim. Hangisinde daha çok eğlendiğimi siz tahmin edin.

Tabi Mankind Divided da mükemmel bir oyun değil, eksikleri var. Beni en çok rahatsız eden şey biraz fazla git-gel yapmak. Özellike oyunun en son kısmında sokağa çıkma yasağı ilan edilince bu durum göze daha çok batmaya başlıyor. Artık şehrin içinde koşa koşa gidemiyorsunuz, yavaş yavaş, saklanarak ilerlemeniz gerekiyor. En azından kimseyi öldürmek istemiyorsanız durum böyle. Yüklenme süreleri de oldukça uzun. Ninja gibi oynamaya çalışıyorsanız telefonunuzu yanınıza alıp f5-f9 ikilisini aşındırmaya hazır olun. Bir de oyun aslında bir üçleme olarak tasarlanmış, ama beklenen başarıyı yakalayamadığı için devamı gelmemiş. O yüzden bütün sorularınıza cevap bulamayacaksınız. Ama neyse ki çok da ortada bitmiyor oyun. Sonu büyük ölçüde tatmin edici.

Cyberpunk 2077 ile hayal kırıklığına uğradıysanız, kendinizi benzer bir dünyada komplo teorileri arasında kaybetmek istiyorsanız sizi Deus Ex evrenine alalım. Hem Human Revolution, hem de Mankind Divided paranızı ve zamanınızı fazlası ile hakeden oyunlar.

Leave a Reply