| by Anton | No comments

Layers of Fear

Kimler oynamalı

  • Yürüme simülatörlerini sevenler
  • Korku oyunlarını sevenler
  • “Oyunda hikaye önemli abi!” diyenler

Kimler uzak durmalı

  • On dakikada bir korkudan zıplamaktan hoşlanmayanlar
  • Yürü yürü nereye kadar diyenler

Walking sim, ya da Türkçe ismi ile yürüme simülatörleri çok severim. Bu tür oyunlarda yaptığınız tek şey ilginç ortamlarda yürümek ve oyunun hikayesini keşfetmek. Bazen karşınıza bir iki basit bulmaca çıkar, ama çok da karmaşık bir mekanik olmaz. Birçok insan hor görse de özellikle son yıllarda en sevdiğim türler arasına girmeyi başardı kendisi. Çok fazla vakti olmayan, birkaç saat kafa dağıtıp güzel görseller eşliğinde hoş bir hikaye dinlemek isteyenler için ideal bir janra. Ayrıca geliştirmek için fazla programlama bilgisi gerektirmiyor. Yeni başlayan veya sadece hikaye anlatmak isteyen geliştiriciler için epey güzel bir seçim. İşte Layers of Fear bu janraya dahil olan, oldukça başarılı bir oyun.

Tabi eğer bir akşamüstü rahatlamak için Layers of Fear’ı açarsanız üzülebilirsiniz. Oyun içinde bol bol korkudan zıplatan sahne mevcut. Uyarmadı demeyin. Eğer bu tarz sahneler ile bir probleminiz yoksa ilginç bir hikaye ve görsel şölen sizi bekliyor.

Hikayeye ilginç dedim ama neden derseniz inanın ki tarif edemem. Ciddi psikolojik problemleri olan bir ressamı canlandırıyoruz oyunda. Sağda solda bulduğumuz notlardan ve ressamın anılarından ailesine ne olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Problemli kişiliklerin korku oyunlarının klişesi haline geldiğinin, ve ilginç olabileceklerinin farkındayım tabi. Ama inanın ki bu adamın sevilecek veya savunulacak en ufak bir yanı yok. Her hikayenin iki tarafı vardır lafı burada geçerli değil. Başına ne geldiyse fazla fazla hakediyor. Az bile çekmiş. İtici karakteri canlandırdığımız yetmezmiş gibi olanları kavramaya çalışırken oyun sizi on dakikada bir yerinizden zıplatıyor. Bütün bunlara karşın Layers of Fear’ı iki kere üst üste bitirdim. Üçüncüye başlayacakken kendimi zor durdurdum. Cidden ilginç bir deneyim oldu benim için.

Belki de beni çeken görsel sunum olmuştur. Layers of Fear Unity 5 ile geliştirildi ve 2016 senesinde çıktı. Ona rağmen görseller hala çok güzel görünüyor. Şahane çevre tasarımı ve çılgın shader’lar sayesinde o zamana kadar Unity ile yapılmış en etkileyici oyun olabilir Layers of Fear. Üstelik çoğunlukla optimizasyonu da çok iyi. Evet, çoğunlukla. İlginç bir şekilde spesifik bazı noktalara bakınca oyun kasmaya başlıyor. Neyse ki bu noktalarla çok fazla karşılaşmıyoruz. Bir de Linux’ta oynayacak olursanız bazı shader’ların düzgün çalışmadığını belirteyim.

Eğer oyunun bütün hikayesini öğrenmek ve en iyi sona ulaşmak istiyorsanız muhtemelen birkaç kere başından sonuna kadar oynamanız gerekecek (ya da bir kenardan rehber açıp her notun ve eşyanın yerini öğrenebilirsiniz tabi ki). Muhtemelen oyunun başında ve sonunda çalan müziği duyunca zaten bırakmak istemeyeceksiniz. Evet müzikleri ve sesleri de çok başarılı Layers of Fear’ın.

Korku oyunlarından hoşlanıyorsanız veya korkudan zıplamaktan gocunmuyor, şahane bir sunum ile ilginç bir hikayeyi keşfetmek istiyorsanız ve 4-5 saatiniz varsa Layers of Fear’ı kaçırmayın. Ama korku oyunları ile aranız yoksa uzak durun.

Leave a Reply