Half-Life: Alyx

Half-Life: Alyx Cover
Half-Life: Alyx Cover Image

Kimler oynamalı

  • Half-Life severler
  • Birinci şahıs nişancı oyunlarını sevenler
  • VR sahipleri

Kimler uzak durmalı

  • VR’dan midesi bulananlar

Evet biliyorum, bir VR sever olarak Alyx’i bugüne kadar oynamamış olmam büyük bir hataydı! Ama geç olsun güç olmasın, öyle değil mi? Ayrıca şimdi oynamış olduğum için mutluyum. Hatta oynama işini biraz daha mı erteleseydim diye düşünüyorum. Bundan sonra VR’da oynayacağım birinci şahıs aksiyon oyunlarından zevk alacağımdan emin değilim çünkü. Hatta VR oyunlarını Alyx ölçeğinde puanlandırmayı teklif ediyorum! Mesela Alien: Rogue Incursion Part One 0.5 Alyx, Metro: Awakening 0.8 Alyx, Star Wars: Tales from the Galaxy’s Edge 0.7 Alyx alır benden.

Peki nedir Alyx’i bu kadar özel kılan? Half-Life severler tabii ki hikaye diyecektir. Olay Half-Life 2’nin beş yıl öncesinde yer alıyor. İsminden anlayacağınız gibi Alyx Vance’i kontrol ediyoruz. City 17’nin çatılarında keyif yapıp Combine güçlerinin hareketlerini gözlemlerken bir anda söz konusu güçler direnişe baskın yaparlar. Alyx ve babası Eli tutuklanırlar. Sorguya götürülürlerken Russel isimli çenesi düşük bir direniş mühendisi Alyx’i kurtarır. Russel’ın laboratuvarında yer çekimi eldivenlerini kuşanan Alyx babasını kurtarmak için yola düşer.

Half-Life: Alyx’in tek olayı hikayesi değil tabii ki. Oyunu açar açmaz dikkatinizi çekecek şey fizikleri olacaktır. Ortalıkta etkileşime girilebilecek ıvır zıvır miktarı epey fazla. Ama daha da önemlisi fizik sistemi şimdiye kadar oynadığım oyunlardan çok daha tutarlı. Hiç saçmalamıyor demek istemiyorum, zorlayınca komik anlara şahit olabiliyorsunuz. Ancak bugüne kadar gördüğüm en stabil çalışan sistemlerden birisi. Oyunun çıkışından beş yıl geçmiş olmasına rağmen şahsen daha iyisini görmedim.

Fizik sistemi demişken yer çekimi eldivenlerinden biraz daha bahsetmek istiyorum. Bu aletler sayesinde uzaktaki küçük eşyaları kendimize çekebiliyoruz. Bir çeşit Star Wars’taki Force gibi yani. Mühimmat ve can için çok işe yarıyor. Hem küçücük bir şeyi almak daracık yerlerden kolumuzu sokup fizikleri üzmemize gerek olmuyor bu sayede. En önemlisi de uzaktaki bir şarjörü çekip havada yakalamak oldukça tatmin edici oluyor.

Eldivenlerin yanı sıra silahlar da fena değil. Öyle aklınızı alacak bir şey yok. Seçenekler arasında tabanca, pompalı ve Combine’ların kullandığı otomatik silah var. İlerledikçe her birisini geliştirip daha kullanışlı bir hale getirebiliyoruz. Geliştirmek derken verdiği hasarı kastetmiyorum. Lazer hedef, şarjör boyutu gibi ekstralardan bahsediyorum. Özellikle lazer hedef hayatı çok kolaylaştırıyor. Bir an önce takmanızı tavsiye ederim.

Günümüzde çıkan çoğu VR oyunun aksine silahlar vücudumuzun çeşitli yerlerinde asılı durmuyorlar. Sağ analog tuşuna basınca önümüze bir menü çıkıyor ve üçü silah olmak üzere dört seçenekten birisini seçiyorsunuz. Çubuğa bir kere tıklarsanız da silahı elinize alıyor ya da kaldırıyorsunuz. Oyunun başlarında bu yüzden biraz hayal kırıklığına uğramıştım. Neticede silahı uzanıp almak daha gerçekçi bir his veriyor. Bu sayede oyuna daha fazla kaptırabileceğimi düşünüyordum. Ama bu mekaniğe oldukça hızlı alıştım ve vücudumun çeşitli yerlerine ulaşmaya çalışmaktan daha kullanışlı olduğu kanaatine vardım.

Envanter menüsünün dördüncü elemanı dijital bir İsveç çakısı. Bu zımbırtı ile elektrik devrelerini, ve çeşitli hologramları içeren küçük bulmacaları çözüp bazı kilitleri açabiliyoruz. Bulmacalar ilerledikçe zorlaşsa da kafanızı zorlayacak bir seviyeye gelmiyorlar. Aksiyonun arasında hoş bir tempo değişikliği oluyor sadece. Ki bu tempo değişikliğine çok ihtiyacınız olacak.

Half-Life: Alyx’te düşmanlar ve çatışmalar ciddi anlamda zorlayabiliyor. Combine’lar üstünüze üstünüze gelirken bir yandan jiletli dronları kafanıza atabiliyorlar. Kenara köşeye saklanıp panik içinde hedef almak ve şarjör değiştirmek her VR birinci şahıs nişancı oyununda olduğu gibi çok geriyor. İki üç asker bile epey can sıkabiliyor. Gerçi ben en zorda oynadım, kolay seviyelerde çatışmalar nasıldır bilmem. Ama bu zorluk seviyesi bana çok uygun geldi açıkçası.

Zannedersem oyunda bir tek fenerden şikayet edebilirim. Fener oyunun belirli yerlerinde otomatik olarak açılıyor. Bunun bir tasarım kararı mı yoksa bir optimizasyon mu olduğunu bilmiyorum. Fakat bileğimdeki aleti istediğim an açamamak beni epey üzdü. Oyun yer yer oldukça karanlık olabiliyor çünkü. Karanlıkta kalan köşeleri ve kutuları kurcalamak çok zahmetli olabiliyor.

Şimdiye kadar anlattıklarım kulağa çok özel gelmemiş olabilir. Neticede hepsini başka VR oyunlarında bolca gördük. Ancak işin içinde bir Valve faktörü var. Half-Life’ın her bir elementini tek tek ele alınca da kulağa değişik gelmiyor neticede. Ama o elementler bir araya geldiği ve üzerine bir Valve cilası atıldığı zaman ortaya bir şaheser çıkıyor. Stabil fizik sistemi, güzel sanat tasarımı, inandırıcı dünyası ve merak uyandırıcı hikayesi ile Half-Life: Alyx her VR sahibinin deneyimlemesi gereken bir oyun olmuş. Özellikle bir Half-Life fanıysanız bu oyunu bitirdikten sonra insanların neden üçüncü oyunun varlığına daha büyük bir umutla inanmaya başladığını anlayacaksınız. Half-Life 3 gerçek, Half-Life 3 gelecek, geleceğimiz! (#IWantToBelieve)